ALİAĞA BELEDİYESİ’NDEN ÖĞRENCİLERE TEOG HAKKINDA BİLGİLENDİRME KONFERANSI

ALİAĞA BELEDİYESİ'NDEN ÖĞRENCİLERE TEOG HAKKINDA BİLGİLENDİRME KONFERANSI

EĞİTİM VE KARİYER DANIŞMANI OKTAY AYDIN, KAFA KARIŞTIRAN SORULARI YANITLADI

 

AYDIN, 'GENÇ ARKADAŞLARIMIZIN SINAV MOTİVASYONUNU ARTIRMAK İÇİN BURADAYIM'

GÖRÜNTÜLÜ / FOTOĞRAFLI/ http://we.tl/XSc6B7SjGm

ALİAĞA BELEDİYESİ

İZMİR-ALİAĞA (22.11.2014) - Aliağa Belediyesi eğitim projesi kapsamında Temel Eğitimden Orta Öğretime Geçiş (TEOG) sistemi hakkında bilgilendirme konferansı düzenledi. Eğitim ve kariyer danışmanı Oktay Aydın'ının konuşmacı olarak katıldığı konferans Aliağa Tüpraş Halk Eğitim Merkezinde gerçekleşti. Aydın, konferansa katılan öğrenci, öğretmen ve velilere TEOG hakkında bilinmeyenleri, sınavda başarılı olabilmenin yöntemlerini anlattı. 26-27 Kasım günlerinde yapılacak olan TEOG sınavına girecek öğrenciler konferansa yoğun ilgi gösterdi.

AYDIN, 'GENÇ ARKADAŞLARIMIZIN SINAV MOTİVASYONUNU ARTTIRMAK İÇİN BURADAYIM'

8. sınıf öğrencilerinin Çarşamba ve Perşembe günü çok önemli bir sınav olan TEOG'da ter dökeceğini belirten Aydın, "Aliağa Belediyesi genç arkadaşlarımıza bilinmeyenleri anlatmak, kaygılarını gidermek ve motivasyonu sağlamak amacıyla beni buraya getirdi. Bizim de amacımız yeni bir sistem olan TEOG ile ilgili ayrıntıları ve öğrencileri başarıya taşıyacak olan püf noktalarını vermekti. Genç arkadaşlarımız ile çok güzel, çok keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Bu konferansta sınavdaki başarının kendi sorumluluklarını bilmek olduğunu hatırlattık. Zaten bu işin bilincinde ve sorumluluğunda olan öğrencilerin Çarşamba ve Perşembe günü girecekleri sınavı çok güzel geçireceklerine inanıyorum" diye konuştu.

 

 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

Etkinlik afişi,açılış konuşması(Pınar Tuna), Konferanstan kesitler, Oktay Aydın Röportajı ve öğrenci röportajları

 

AZİZ KOCAOĞLU: BELEDİYE BAŞKANI PARAYI BULUR

AZİZ KOCAOĞLU: BELEDİYE BAŞKANI PARAYI BULUR

 

YENİ FOÇA’YA 21 MİLYON TL’LİK ÇEVRE YATIRIMI

 

GÖRÜNTÜLÜ/FOTOĞRAFLI/ http://we.tl/2SverMTSHy

 

ALİAĞA BELEDİYESİ/

 

ALİAĞA-İZMİR(22.11.2014) İzmir’in turistik ilçelerinden Foça’ya bağlı Yeni Foça Mahallesi, doğal sit olmasından ötürü yıllardır bürokrasi engeline takılan ve bu nedenle de yapımına bir türlü başlanamayan kanalizasyon şebekesine en sonunda kavuşuyor. Bürokratik engellerin aşılmasının hemen ardından harekete geçen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Yeni Foça kanalizasyon şebekesinin yapımı için ilk kazmayı gecikmeden vurdu. Yeni Foça’da evsel atıkların arıtılacağı 50 bin kişi bazında kapasiteli arıtma tesisinin birinci etap projesi niteliğini taşıyan 88 kilometrelik kanal şebekesinin temeli düzenlenen törenle atıldı. Temel atma törenine çok sayıda vatandaşın yanı sıra; İzmir Barosu Başkanı Aydın Özcan, İzmir Millet Vekili Hülya Güven, İzmir Millet Vekili Mustafa Moroğlu, İzmir Millet Vekili Mehmet Ali Susam, Foça Belediye Başkanı Gökhan Demirağ, Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Dikili Belediye Başkanı Mustafa Tosun, Buca Belediye Başkanı Levent Piriştina, Çiğli Belediye Başkanı Hasan Arslan, Menemen Belediye Başkanı Tahir Şahin, Bayraklı Belediye Başkanı Hasan Karabağ ve Yeni Foça Eski Belediye Başkanı Osman Yurtseven de katıldı.

 

YENİ FOÇA’YA ÇİFTE PROJE

Yaklaşık 21 milyon TL’ye mal olacağı belirtilen kanalizasyon şebekesi inşaatının temelini atan Başkan Aziz Kocaoğlu, birkaç ay içinde  ‘İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi’nin de temelini atacaklarını belirtti. Kanal şebekesinin arıtma tesisine oranla daha uzun sürmesi nedeniyle öncelikli olarak kanal çalışmalarına başladıklarını ifade eden Kocaoğlu, her iki projenin de aynı anda bitirileceğinin ve arıtma tesisi ile kanal sisteminin bir bütün olarak hayata geçirileceğinin müjdesini verdi.

 

BAŞKAN KOCAOĞLU, ‘BELEDİYE BAŞKANININ TEMEL GÖREVİ KAYNAK YARATMAKTIR’

Yeni Foça'nın arıtma ve kanalizasyonunun adeta yılan hikâyesine dönüştüğünü vurgulayan  İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Kocaoğlu, Yeni Foça'nın doğal sit olması nedeniyle arıtma yerini zor bulduklarını, ardından mülk sahiplerinin anlaşmaya yanaşmamasından ötürü  kamulaştırma sorunu ile karşı karşıya kaldıklarını, bu nedenle de Yeni Foça arıtma ve kanalizasyon projesinin gerçekleştirme noktasında geciktiğini açıkladı.  Yeni Foça halkına hitaben yaptığı konuşmasında; "2010 yılından itibaren İzmir, büyüme yüzdesinin çok ve çok üstünde büyüyecek dedik. Şuanda ülkenin büyüme oranının üzerinde 2014 de dahil büyümeye devam ediyoruz ve büyüme oranımız artarak devam edecektir”  ifadelerini kullanan Başkan Kocaoğlu şöyle konuştu: “Sadece belediye hizmetlerimiz değil, yerelde kalkınma neyi gerektiriyorsa, İzmir Büyükşehir Belediyesi yasal mevzuat çerçevesi içerisinde orada olacak ve çözüm üretecektir. Çözüm üretmek zorundadır. Sanayisinden ticaretine, limanından hizmet sektörüne, turizminden kültür sanatına kadar, ama en önemlisi kırsala ve tarıma, nerede ne gerekiyorsa, ne harcamak gerekiyorsa, yapmak zorundayız ve yapıyoruz. En önemlisi 11 senedir benim ağzımdan hiçbir hemşerimiz, Türkiye’de hiçbir yetkili; ‘para yok, finansman yok, kaynak yok’ lafını duymadı ve duymayacak. Belediye başkanının temel görevi kaynak yaratmaktır. Ama belediye başkanı kaynağı bulacaktır. Yani belediye başkanı hepimizin anlayacağı deyimle parayı bulacaktır. İzmir Büyükşehir Belediyesi bugün bu kentin kalkınması için 10 milyon lira 100 milyon lira, 1 milyar lira, 3 milyar lira parayı 24 saat içerisinde İzmir’e getirmek gücüne, kredisine, itibarına sahiptir. Başarmak budur, çalışmak budur. İzmirli hemşerilerimize layık olmak budur. Bunun gerisi lafı güzaftır. Yani boş laftır”

Metropol alanın dışındaki bazı ilçelerde kooperatiflerce ulaşım hizmeti verildiğini ve çok sayıda kişinin bu yolla geçimini sağladığını ifade eden Başkan Kocaoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Bu arkadaşlarımızı mağdur etmeden işbirliği yaparak İzmir Büyükşehir Belediyesi denetimi altında onları da kentkart gibi bir sisteme taşıyacağız. Önümüzdeki hafta başında Esnaf Sanatkârlar Birliği Başkanımızla birlikte bir toplantı gerçekleştireceğiz. Sonra da kooperatif üyeleriyle toplanıp sistemi hayata geçirmeye çalışacağız. Herkesin kazançlı çıkacağı düzenli bir ulaşım sisteminin ortaya çıkacağına inanıyorum."

KOCAOĞLU, ‘İZMİR LİMANI KONTEYNER LİMANI OLMAYA DEVAM ETMELİDİR’

Ulaşım, kentsel dönüşüm çalışmaları ve stat projesi hakkında bilgi veren Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu Alsancak Limanı'nın yolcu limanı olarak değerlendirilmesine ilişkin tartışmalara da değinerek  şunları söyledi: “Alsancak Limanı bu kentin hiçbir zaman vazgeçemeyeceği bir değerdir. Bizim Büyük Körfez Projesi'nde liman önemli bir yer tutar. TCDD ile birlikte yola çıkmamızın nedeni de budur. Bu İzmir'in Efes gibi, Milas gibi kara kenti olmaması için, fiziki müdahalelerle körfezin hayatını ve İzmir'in deniz kenti olma özelliğini sürdürme projesidir. ÇED raporu çıkar çıkmaz bu dünyanın en büyük çevre projesine adım atacağız. Belki de İzmir dünya tarihine körfezini kurtaran kent, dünyanın en büyük geri dönüşümünü gerçekleşen kent olarak geçecek. Çandarlı Limanı yapılabilir ama İzmir Limanı'nın yolu, kruvaziyer limanı olarak düşünseniz bile burası büyük kruvaziyer gemiler için derinleştirilmek zorundadır. İzmir Limanı konteyner limanı olmaya devam etmelidir” diye konuştu.

 

21 MİLYON TL’LİK PROJE

Kanal şebekesi çalışmaları devam ederken arıtma tesisinin de yapımına başlanacak. 88 kilometre uzunluğundaki kanal şebekesi  evsel atıkları arıtmaya pompalar vasıtasıyla iletecek. 5 adet terfi merkezi olan proje yaklaşık 21 milyon TL’ ye mal olacak ve 30 ayda tamamlanacak.

 

SIRADAKİ PROJE İÇİN HAZIRLIKLAR SÜRÜYOR

Öte yandan; Yeni Foça Korucak Mevkii’nde 26 bin metrekarelik alanda inşa edilecek İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi’nin yapımı için ihale hazırlıklarının devam ettiği belirtildi. Her iki projenin de hayata geçmesiyle birlikte günde 10 bin metreküp evsel atık su arıtılacak. Avrupa standartlarında inşa edilecek tesis azot ve fosfor giderimini sağlayacak. Koku giderim sisteminin de yer alacağı tesiste, arıtılmış sular UV ile dezenfekte edilecek. Yaklaşık 2,5 yıllık bir sürenin ardından Yeni Foça, fosseptikten kurtulacak ve evsel atıklar arıtmadan geçirilecek.

 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

Yeni Foça Kanalizasyon İnşaatı temel atma töreni genel görüntüler, Foça Belediye Başkanı  Gökhan Demirağ’ın konuşmaları İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun konuşmaları, açılıştan görüntüler

 

ARAŞTIRMACI-YAZAR CEVAT YILDIRIM, ALİAĞA’NIN BİLİNMEYEN TARİHİNİ ANLATTI

ARAŞTIRMACI-YAZAR CEVAT YILDIRIM, ALİAĞA'NIN BİLİNMEYEN TARİHİNİ ANLATTI

 

CEVAT YILDIRIM, 'HIZLI KENTLEŞME ALİAĞA TARİHİNİ YOK ETTİ

 

YILDIRIM, 'OSMANLI MEZAR TAŞLARI SOYUT HEYKELDİR'

 

GÖRÜNTÜLÜ/FOTOĞRAFLI/http://we.tl/aK01IpQsaM

 

ALİAĞA BELEDİYESİ/

 

ALİAĞA-İZMİR(22.11.2014)- 'Aliağa Cumhuriyet Dönemi' adını taşıyan kitabında Aliağa'nın Cumhuriyet tarihine ışık tutan Araştırmacı Yazar Cevat Yıldırım, Aliağa'nın çiftlikten köye, köyden nahiyeye, nahiyeden ilçeye dönüşen öyküsünü anlattı. Araştırmalarından elde ettiği bilgi ve belgeleriyle Aliağa'nın tarihine dair merak edilen soruları yanıtlayan Yazar Cevat Yıldırım, bir zamanlar sadece bir çiftlik konumunda olan, ancak bugün gelinen noktada Türkiye'nin en önemli sanayi ve ticaret kentlerinden biri haline gelen Aliağa'nın Cumhuriyet dönemi çerçevesinde sosyo-ekonomik yapısını, tarihi değerlerini ve coğrafi bilgilerini ayrıntılarıyla aktardı.

 

ALİAĞA ÇİFTLİĞİ'NDE OSMANLI RUM VATANDAŞLARI YAŞIYORDU

Şimdiki Aliağa ilçesinin 16.yüzyılın sonlarında küçük bir çiftlik olduğunu anlatan Yıldırım, "Aliağa Çiftliği 18.yüzyılın sonlarında 1760'larda adalardan ve çevrelerden gelen yerleşimlerle küçük bir köye dönüşüyor. 1843'te Aliağa'nın nüfusu 260'tır. 1922 yılına kadarda  Aliağa Çiftliği'nde yaşayanların tamamına yakını Osmanlı Rum vatandaşıydı. Ancak, 1912'de Koçana'dan bazı aileler gelip buraya yerleştirildi. 1924'te Drama'dan, Kavala'dan Türkler geldikten sonra Aliağa yavaş yavaş köyden kasaba konumuna geçiyor" dedi.

 

HIZLI KENTLEŞME ALİAĞA TARİHİNİ YOK ETTİ

Aliağa'da tarihi yerler denilince akla gelen ilk yerlerden birinin  çarşı içerisindeki 'Çarşı Camii' olduğuna vurgu yapan Yıldırım, şöyle konuştu: "Çarşı Camii'nin yanı sıra Aliağa ilçe Halk Kütüphane binası da akla gelebilir. İskelede Çakıcılar'ın hanı ve han önündeki  Fevzi Öztürkler'in evi,  Cemallettin  Kayıra'ların evi Aliağa'nın önemli en eski yapılarındandır. Eskiden kent merkezinde bulunan  İzmir Caddesi'nde de bir takım evler vardı. Örneğin Sakaların evi bu evlerden biriydi. Ancak  o binaların  çoğu artık yok oldu. Yine Tumba Çeşmesi dediğimiz Kazım Dirik Mahallesi'nde de  birbirinden önemli eski taş evler vardı.Ne yazık ki tescil edilemedikleri için Aliağa hızlı kentleşmeye başlayınca bunlar birer birer yok oldu"

 

1345 YILINDAN GÜNÜMÜZE ULAŞAN CAMİİLER

Başta camiler olmak üzere Aliağa'nın tarihi yapılarına yönelik yaptığı araştırmaların verilerini paylaşan Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti: "Aliağa Merkez Camii hakkında konuşmak gerekirse, burası 1896 yılında yapıldı, ama 1928 yılından sonra camii olarak kullanılmaya başladı. Güzelhisar'da kalan tarihi 2 tane hamam var. Camii olarak da 2 tane tarihi camii var, biri Balaban Camii'dir. Kaldı ki tarihi 1345'lere kadar uzanmaktadır bu bölgenin en eski yapısıdır. Saruhan Beyliği zamanında yapılmıştır, 1958 yılına kadar üzeri topraktı, bu tarihten sonra üzeri kiremitle çevrilmiştir. Diğeri ise Aliağa Camii'dir tarihi 1763 yıllarına kadar dayanmaktadır. Aliağa'nın diğer mahallelerindeki eski yapılar ise Kalabak Mahallesi'nde ve Yeni Şakran'ın ilerisindeki Aşağı Şakran'da mevcut. Ancak Aliağa'da eski yapıların çoğu maalesef gitti.Ayrıca Güzelhisar'daki tarihi eser camiler hakkında çıkarttığım kitabımın bu konulara yer verdim. Bu kitap Aliağa İlçe Kütüphanesinde ve belediyemize ait Nadir Nadi Kütüphanesi'nde mevcut. Bu tür konuları merak eden vatandaşlarımız kitabı oradan ulaşabilirler. 

 

'RUM VE YUNANLILAR ALİAĞA CAMİİ'Nİ YAKTILAR'

Aliağa'dan kaçan Rum ve Yunanlıların kenti terk ederken Aliağa Camii'ni ateşe vererek kaçtıklarını ve bu yangın sonucunda tarihi Camii'nin ciddi hasara uğradığını öne süren Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: "Camii 2013 yılında restore edildiğinde,  yakıldı iddiasını belegeleyen camiinin cemaat bölümünde yanık ağaçlar tespit ettik. Bu da bize anlatılanların doğru olduğunu belgeledi. Camii 1928 yılında tadilattan sonra ibadete açılmış.

Güzelhisar'da 'Aliağa' diye bir camii var. Aliağa isminde bir kişi yaptırıyor, ama Aliağa'ya ismini veren kişiyle aynı kişi değil. Güzelhisar Aliağa Camiini inşa eden Tuzlayı işleten ve Kalabaklıoğullarının önemli bir ferdidir"

 

1450'LERDEN KALMA MEZAR TAŞLARI

Aliağa'nın Güzelhisar mahallesinde bulunan tarihi Aliağa Camii'nin etrafındaki mezarlıklara dikkat çeken Yıldırım, şunları söyledi: "Güzelhisar'da iki caminin yanında hazire denilen güzel mezarlıklar vardır. Bu mezarlıkların her ikisinde de Osmanlılara ait çok ilginç mezar taşları var.  Balabanpaşa Camii'nde adalıların evine yakın kavuklarda gül motifi vardır. Böyle gül motifi sadece İstanbul'daki Fatih Sultan Mehmet Camii'nin haziresinde var. Bir de Güzelhisar'da kadın mezar taşlarında Selvi ,Camii resmi ve karanfil; erkek mezar taşlarında ise gül resmi vardır. Şunu da belirtmek isterim, genç yaşta ölenlerinki gonca, orta yaşta ölenlerin tomurcuk, yaşlı ölenlerin açmış gül motifleri vardır. Orada hala var ama bu mezar taşlarının bir kısmı çalınmıştır. Benim tespit ettiğim şuan orada kalan yaklaşık 1600 mezar taşı var.

 

'OSMANLI MEZAR TAŞLARI SOYUT HEYKELDİR'

Benim çocukluğumda okulda bir müze vardı, orada 1450'lerden kalma mezar taşları vardı. Bugün hiçbiri yok. Buna benzer mezar taşları da Şakran'da var. Mezar taşları Türk halkının ve Osmanlı halkının kıyafet tarihinin önemli belgesidir. Ölen kişi hangi mesleği yapıyor ise o kişinin kavuğundan esnaf mı, memur mu, asker ya da ne iş yaptığını öğrenebilirsiniz. Aynı zamanda üzerindeki yazılar Osmanlı tarihinin belgeleridir. Bana göre,  mezar taşları soyut heykeldir"

 

ALİAĞA'DA OSMANLI'DAN CUMHURİYET'E GEÇİŞ DÖNEMİ

Aliağa'nın  Osmanlı tarihi hakkında da bilgiler veren Yıldırım, "Aliağa 1760'larda  çevrelerden ve adalardan gelenlerle, dolmaya başlıyor. Köy olması 1840'ları buluyor. Rum halkının yanı sıra, Güzelhisar Mahallesi'nden, Helvacı Mahallesinden gelen insanlar var. Aynı zamanda Sasalı'dan gelenler de var. Türk olarak 13 hane var ve 48 hane tamamen Rum'dur. İki meşhur aile var ve bunların biri Baltazzi ailesi ve onun dışında Kalabaklıoğulları'ndan Mehmet Ağa ve Hasan Ağa vardır.  Bunların her ikisinin de çiftlikleri vardır. Baltazziler 1746'da Venedik'ten gelen bir ailedir ve Levantendirler. Aliağa'da 5 bin dönüm çiftlikleri vardır. Aliağa'daki çiftlikleri Myrina dediğimiz Kalabak, hisar ve kent merkezinin olduğu yerler çiftlikleridir.

 

Yine Biçerova da Mehmet Ağa'nın çiftliğidir. Mehmet Ağa ve Hasan Ağa Kalabaklıoğulları denilen bir ailedir.Her ikisi de toprağı çok olan ailelerdir.Baltaziler Osmanlı ile Avrupalılar arasında para alışverişi yapan banker bir ailedir, ama gemi de işletmişlerdir. Aliağa'da ki  Myrina ve Kyme'i  ilk onlar kazmışlardır. Bu aileden Demeston Baltazzi Osmanlının ilk kazı komiseridir. Osman Hamdi Bey'in yanında yetişmiştir. Eskiler şunu söylüyorlar, 'Ali Ağa  bu çiftliği Baltacı'ya satmış.' Osmanlıda baltacı aslında Venedik'li bir İtalyan olan Baltazzi'dir. Satma diye bir olay yoktur. Doğrudan doğruya Osmanlı Padişahından bu toprakları almışlardır. Aliağa'nın adı 1960'lardan 70'lere kadar Aliağa Çiftliğiydi. 1982'den sonra Aliağa adını aldı. Bunun bilinmesini istiyorum" diyerek sözlerini noktaladı.

 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

Aliağa'nın tarihi yerlerinden görüntüler, Cevat Yıldırım'ın röportajı, genel görüntüler

ALİAĞA’DA ARAMA KURTARMA VE EĞİTİM DERNEĞİ(ALKUD) İLK TOPLANTISINI YAPTI

ALİAĞA'DA ARAMA KURTARMA VE EĞİTİM DERNEĞİ(ALKUD) İLK TOPLANTISINI YAPTI

 

İNCELER, 'TOPLUMA BİLİNÇLİ İNSANLAR YETİŞTİRMEK İÇİN BİR ARAYA GELDİK'

 

GÖRÜNTÜLÜ / FOTOĞRAFLI/ http://we.tl/8TILH933Zu

 

ALİAĞA BELEDİYESİ

 

İZMİR-ALİAĞA (22.11.2014) – Aliağa Arama Kurtarma ve Eğitim Derneği (ALKUD) ilk resmi toplantısını gerçekleştirdi. 35 üyenin katıldığı toplantı Aliağa Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi. İlk toplantıda, kurucu başkan olan İlkin İnceler derneğin kuruluş ve faaliyetleri hakkında bilgilendirme konuşması yaptı.

 

İNCELER, KONULARINA HÂKİM İNSANLARIN EĞİTİLMESİNİ SAĞLAMAK AMACIYLA BÖYLE BİR DERNEK KURDUK

Aliağa Arama Kurtarma ve Eğitim Derneği kurucu üyelerinden olan, aynı zamanda Tüpraş'ta güvenlik müdürlüğünde uzman olarak çalışan İlkin İnceler, "Aliağa'mızda arama kurtarma derneğinin kurulması için arkadaşlarımızın öncülüğünde Aliağa Arama Kurtarma ve Eğitim Derneği'ni (ALKUD) kurduk. Burada ilk resmi toplantımızı yaptık Aliağa'mız da yaşanabilecek olan doğal afette, bir yangın veya kazada olaylara müdahale edebilecek bilinçli, yetkin, insanlar yetiştirmek için böyle bir dernek kurduk. Şuan için ilk toplantımıza 35 arkadaşımız katıldı. Derneğe daha fazla katılımcıların gelmesini bekliyoruz" dedi.

 

DESTEK BEKLİYORUZ

Derneğimize üyeliğin ilk kayıtta 10 TL, aylık aidatların ise 1 TL olduğunu söyleyen ve herkesten desten beklediklerini belirten İnceler,"derneğimizle ilgi bazı kıyafet ve ekipman ihtiyaçlarımız olacak. Bunlarla ilgili olarak ilk etapta sayın kaymakamımız ve sayın belediye başkanımızla, sağlık grup başkanımızla, ilçemizde faaliyette bulunan sanayi kuruluşlarımızla gidip görüşeceğiz, onlardan destek isteyeceğiz.  Aliağa'da bir farkındalık yaratmak için bu derneğimizi kurduk. Özellikle gençlerimizin ve çocuklarımızın eğitimi için böyle bir dernek kurduk" diye konuştu.

 

 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

ALKUD Toplantısından genel görüntüler, Dernek Kurucu Başkanı İlkin İnceler'in konuşması, dernek üyelerinin görüşleri

ARABULUCULAR GÖREVE HAZIR

GELİN ARANIZI BULALIM

 

ARABULUCULAR GÖREVE HAZIR

 

ALİAĞALI AVUKATLARDAN ‘MAHKEMELERDE UĞRAŞMAYIN ÇAĞRISI’

 

GÖRÜNTÜLÜ/FOTOĞRAFLI/http://we.tl/FDXXVT779F

 

ALİAĞA BELEDİYESİ/

 

ALİAĞA-İZMİR(21.11.2014)-İzmir Arabulucular Derneği (İZARADER) Başkan Yardımcısı Avukat İrfan Medet Akpınar, 2013 yılında yürürlüğe giren ‘6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’ hakkında vatandaşların yeterince bilgi sahibi olmadığını söyledi.

 

‘ARABULUCULUK, OMBUDSMANLIKTIR’

Aliağa'nın ilk arabulucu Avukatı olan İrfan Medet Akpınar, kamuoyunda arabuluculuk avukatlığını Osmanlı döneminde ki kadılık sistemiyle özdeşleştirenlere de, “Arabuluculuk halk arasında yanlış anlaşılıyor. Arabuluculuk, ombudsmanlıktır. Kadılık sistemi gibi kavramlarla da hiçbir ilgisi yoktur. Arabuluculuk taraflar arasındaki ihtilafı kısa sürede ve çok daha az maliyet ile çözüme ulaştıran bir sistemdir. Arabulucu, tarafların birbirlerini anlamalarını sağlar. Tarafların hissettiklerini birbirlerine aktarmaya çalışır. Bu noktada bizim üstlendiğimiz görev, eğitim süreci neticesinde aldığımız bir takım sistematik yöntemler ile uzlaştırmayı sağlayıcı teknikler kapsamında her iki tarafı aynı noktada buluşturmaktır ” sözleriyle yanıt verdi.

 

HUKUKİ UYUŞMAZLIĞIN YARGIYA İNTİKAL ETMEDEN ÇÖZÜLMESİ AMAÇLANIYOR

Akpınar, İzmir Arabulucular Derneği adına düzenlediği basın toplantısında Dernek Başkan Yardımcısı Avukat Seval Köz ve Dernek Üyesi Avukat Rabia Sezen ile birlikte Arabuluculuk sistemi hakkında bilgi verdi. Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Aliağalı Arabuluculuk Avukatları, muhtelif konularda birbirleriyle ihtilaflı olan vatandaşlar arasındaki hukuki uyuşmazlığın yargıya intikal etmeden önce veya mahkeme sırasında, tarafsız, bağımsız ve eğitimli bir üçüncü kişi desteğiyle çözülmesi amacıyla kurulan arabuluculuk sisteminin önemi,  işleyişi ve vatandaşlara sağladığı avantajlara dikkat çekti.

 

HIZLI ÇÖZÜM

Arabuluculuk sisteminin vatandaşlara sağladığı avantajlara vurgu yapan Akpınar, “Arabuluculuk sistemi öncelikli olarak vatandaşlarımızı uzun yargılama sürecinden kurtarmak adına çok önemli bir faktör.  Günümüzde en basit  adli davanın bile 1, 1.5 yıl  sürdüğünü, Yargıtay ve Danıştay safahatını da bu sürece eklediğinizde  ortala bir dava süresi 5,6 yıl sürebiliyor. Arabuluculuk sisteminde ise  en çok bir ay içersinde birkaç müzakere ile sonuca gidebiliyoruz” dedi.

 

TARAFLARI  MUTLU EDEN UYGULAMA

“Basit bir yargılamanın ya da her hangi bir kira davasından kaynaklanan tahliyenin devlete olan maliyeti 12 bin TL’dir” diyerek sözlerini sürdüren Akpınar, şöyle konuştu: “Bilindiği üzere yargıya  intikal eden davaların tarafları kendilerine avukat tuttuklarında bir tutar ödemek durumundalar. Zira avukatlık ücretlerinin ne kadar yüksek olduğu da herkesin malumudur. Ancak arabuluculukta  uygulamasında ise  normal avukatlık ücretlerine göre durum çok daha avantajlıdır. Arabuluculuk yapan avukatlara  Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığının çıkartmış olduğu bir tarifesi vardır. Bu tarife herhangi  bir avukata ödemeniz gereken ücretin yaklaşık olarak yüzde 30-yüzde 40’ı kadar bir ücret seviyesindedir. Daha da güzel tarafı bu ücreti taraflar  eşit olarak bölüşebiliyorlar. Yani bir dava açtığınızda bir avukata vermeniz gereken ücretin yaklaşık yüzde 25’i seviyesinde cebinizden bir ücret çıkıyor, yani cebinizden ekstra bir masraf çıkmıyor. Ve süreci de en fazla 1 aylık bir zaman diliminde  tamamlayabiliyorsunuz. Ayrıca mahkemelerde alınan neticelerde taraflardan biri sevinirken, bir diğeri üzülüyor. Arabuluculuk uygulamasında ise  elde edilen neticeden her iki tarafta  mutlu oluyor, her iki tarafında yüzü gülüyor”

 

OLUMLU TEPKİLER ALIYORUZ

Arabuluculuk sürecinin işleyişine yönelik bilgi veren Avukat Rabia Sezen, şunları söyledi: “Öncelikle taraflar serbest iradeleriyle seçtikleri arabulucuyu ziyaret edebilirler. Ancak mahkemede ilk duruşmada ya da duruşma devam ederken yönetmelikler içerisinde tarafları yönlendirebilir.  Mahkeme barışa davet eder gibi tarafları arabuluculuk seçeneğine davet ediyor. Yasada ilgili maddeler de bu şekilde arabulucu da davet edilmek şeklinde değiştirildi. Dolayısıyla taraflar, şuanda yeni bir uygulama olan arabuluculuk uygulamasını öğrenmek durumundalar. Biz hukukçular olarak 2 yıldır bu konuya hakimiz. Vatandaşlarda şuan yapılan uygulamalarla yeni yeni kulaktan duyma yoluyla, basın yoluyla, derneğin çalışmaları neticesinde hızlı bir ilerleme görüyorum. Örneğin bugüne kadar işçi ile işveren uyuşmazlığı konularını başarıyla neticelendirdik. Bu neticelendirme sonrasında hem işverenin hem işçinin gayet memnun bir şekilde, iyi ki varmış, iyi ki böyle bir uygulama gelmiş gibi tepkilerini gördük. Bu da bu uygulamayı vatandaşlarımızın ileriki zamanlarda daha da benimseyeceğini gösteriyor”

 

İZARADER’iN KURULUŞ SÜRECİ

13 Şubat 2014 tarihinde kurulan İZARADER’in kuruluş süreci ve faaliyetleri hakkında da  bilgi veren Dernek Başkan Yardımcısı Avukat Seval Köz,  kuruluş sürecinden bugüne Arabulucu Avukatları ve sistemi kamuoyuna tanıtma adına bir takım faaliyetlerde bulunduklarını ve üstlendikleri bu görevle çok başarılı örnek çalışmalara imza attıklarını belirtti.

 

1 MİLYON 300 BİN EURO’LUK PROJE HAZIRLANIYOR

2013 yılına göre Türkiye genelinde gerçekleşen arabuluculuk faaliyetlerinde yüzde yüz oranda artış görüldüğünü ve yine geçen yıla göre arabuluculuk faaliyetlerinin yüzde 60’ının başarıyla neticelendiğini anlatan İrfan Medet Akpınar, Arabuluculuk Daire Başkanlığı’nın uygulamaya yönelik 1milyon 300 bin Euro’luk bir proje üzerinde çalıştığını belirterek, Avrupa konseyi dahilinde arabuluculuğun geliştirilmesi, illerde pilot uygulamalara geçilmesi, adliyelerde hakimlere arabuluculuk eğitim çalışmalarının verilmesi ve toplumsal farkındalık yaratılması konusunda adımlar atılacağını söyledi.

 

 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

Aliağa’da Arabuluculuk görevi üstlenen Avukat İrfan Medet Akpınar Röportajı, Avukat Rabia Sezen Röportajı, Avukat Sever Köz Röportajı

 

 

ALİAĞA PİRİ REİS CAMİİ İBADETE AÇILDI

ALİAĞA  PİRİ REİS CAMİİ İBADETE AÇILDI

 

GÖRÜNTÜLÜ/FOTOĞRAFLI/ http://we.tl/eqI7CqoLCm

 

ALİAĞA BELEDİYESİ/

 

ALİAĞA-İZMİR(21.11.2014)- İzmir’in Aliağa ilçesinde; ünlü Türk Denizcisi Piri Reis’in adının verildiği cami, ibadete açıldı. Aliağa Gemi Geri Dönüşüm Sanayicileri Derneği (GEMİSANDER) ve Hayırsever İş Adamları tarafından inşa ettirilen Piri Reis Cami’nde ilk namaz eda edildi.

 

İLK NAMAZ

İbadete açılan ‘Piri Reis Cami’nde ilk namazı Aliağa Müftüsü Enes Müslümoğlu kıldırdı. Piri Reis Cami’inde kılınan ilk namaz  Aliağa’nın iş ve siyaset alanından çok sayıda tanınmış ismi bir araya getirdi. Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, İzmir Cumhuriyet Başsavcı vekili Osman Bağlar, Aliağa Emniyet Müdürü Hasan Tuğan, Foça Emniyet Müdürü Yunus Çakmak, MHP Aliağa İlçe Başkanı Abdurrehim Aydemir, AK Parti  İlçe Başkanı Yaşar Akbulut, Aliağa Eski Belediye Başkanı Tansu Kaya, Aliağa Ticaret Odası Başkanı  Adnan Saka, MHP Aliağa Belediye Meclis Üyeleri Mehmet Ali Özkurt, Raşit Özkan, AK Parti Aliağa Belediye Meclis Üyeleri Kazım Ulaş, Zülküf Koçoğlu, ve İsmail Önal’ın katılımıyla eda edilen Cuma Namazının ardından Piri Reis Cami’nin ibadete açılması münasebetiyle kurban kesildi, lokma ve lokum  hayrı dağıtıldı.

 

CAMİİ YAPIMINA KATKIDA BULUNANLARA TEŞEKKÜR

 350 metre kare üzerine Foça Taşından inşa edilen 400 kişilik Cami’nin iç ve dış deklarasyonunda;  çeşitli Gemi Söküm malzemelerinden kullanılan süslemeler görenleri kendisine hayran bıraktı. 10 metre yüksekliğinde kare formda minaresi, çelik konstrüksiyon üst yapısı ve yeşil alanıyla eşsiz bir modern mimariye sahip olan Piri Reis Cami’yi inşa edilmesine öncülük  eden Gemi Geri Dönüşüm Sanayicileri Derneği’nin Yönetim Kurulu Başkanı Adem Şimşek, Caminin yapımına maddi, manevi katkıda bulunan herkese teşekkür etti.

 

ÇOK MUTLUYUZ

32 yaşındaki Yüksek Mimar Ümit Ertem’in mimarlığını üstlendiği Piri Reis Cami’ni GEMİSANDER’in öncülüğünde  Aliağa’ya kazandırmaktan ötürü duydukları mutluluğu ifade eden Başkan Şimşek, “Bize her konuda yardımcı olan bağışçı kardeşlerimizden Allah razı olsun. Bu 5 aylık bir süreçti. Burada çalışan kardeşlerimizin, arkadaşlarımızın, emekçilerimizin Allahın güzel huzuru olan evinde namaz kılmalarını her zaman beklemiştik. Burada çalışanlar geçici mescitte  ibadetlerini zor şartlar altında gerçekleştiriyorlardı. Bizde yönetim kurulu olarak gerek Gemi Söküm çalışanlarına gerekse çevrede bulunan sanayi kuruluşlarında çalışanlara ibadetlerini daha iyi bir ortamda gerçekleştirmeleri için bu caminin yapılması konusunda bir karar aldık. Aliağa’ya , çalışanlarımıza bir cami kazandırdığımız için ben ve arkadaşlarım çok mutluyuz” dedi.

 

DÜNYA MOZAİĞİ

Piri Reis Cami’nin  adeta bir Türkiye hatta dünya mozaiği olduğuna dikkat çeken Başkan Şimşek,  şöyle konuştu: “Camimize Türkiye’nin her yerinden bir şeyler getirmeye çalıştık. Taşımızı Eski Foça’dan, mermerimiz Kütahya’dan, hattatçılarımız ise Konya’dan.Ayrıca dünyanın farklı ülkelerinden tesislerimize sökülmek üzere gelen yabancı gemilerden temin ettiğimiz bir takım antika avize, aplik  gibi malzemelerle camimize  farklı bir ambiyans, estetik ve modern bir hava yaratmaya çalıştık”

 

650 BİN TL’YE MAL OLDU

Piri Reis Cami’nin  bugün uluslararası standartlarda yarışabilecek modern bir cami olduğunu belirten Başkan Şimşek, sözlerine şöyle devam etti: “Burada daha önce 15 – 20 yıllık bir mescidimiz vardı. Bu mescitte arkadaşlarımız zor şartlar altında ibadetlerini yerine getiriyorlardı. Allah’ta bize  böyle bir şey yapmayı nasip etti, bizde yönetim kurulu olarak böyle bir hayırlı işe vesile olmak istedik. Cami’mizin yapımında hayırsever kardeşlerimizin de katkılarıyla camimiz yaklaşık 650 Bin TL’ye mal oldu. Bu miktarın yüzde 90’nını Gemi söküm camiasından, kalan  yüzde 10’nunu ise dernek gelirlerinden karşıladık.”

 

TÜRKİYE’DE BU MİMARİYE SAHİP CAMİİ YOK

350 metre kare üzerine kurulu olan bu cami yaklaşık 400 kişilik bir kapasiteye sahip olduğunu sözlerine ekleyen Başkan Şimşek, “Piri Reis Cami’miz çok modern görünümlü ve çağdaş İslami ögelere sahip. Şuan da Türkiye’de bu  özellikte ve bu modern  mimariye sahip camii olduğunu düşünmüyoruz.Öte yandan bilindiği üzere tam kapasite ile çalıştığımız zaman Gemi Sökümü’nde yaklaşık 3 bin kişilik bir istihdam yaratıyoruz.Ayrıca yörede bulunan sanayi kuruluşlarında  çalışan tüm arkadaşlarımız gemi söküm personelimiz ile birlikte   bugünden itibaren burada ibadetlerini yapabilirler” diye konuştu.

 

 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

Aliağa  Piri Reis Camii’nden genel ve detay görüntüler, katılımcılara lokma ve lokum dağıtımı, GEMİSANDER Başkanı Adem Şimşek ile Röportaj